En Anlamlı Nasrettin Hoca Fıkraları – Uluslararası Nasrettin Hoca Şenlikleri Sebebiyle

Eşeğin yönü ters, eşekle aynı yere gitmemek için

 

Nasrettin Hoca, Türk dünyasının iyilik, güzellik, hoşgörü sembolü

Toplumun çektiği sıkıntıları dile getiren bir nüktedan

Söyledikleriyle güldüren, güldürürken düşündüren  bir halk bilgesi

Semboller kullanarak (eşek= cehalet veya dünya malı) ders veren bir tasavvuf ehli

 

En Anlamlı Nasrettin Hoca Fıkraları

Bizde Kibir Yok

Nasreddin Hoca’ya yapilan şakalar tükenip bitmezdi. Akşehir’liler bir gun Hoca’ya takilir ve sorarlar.

– Hocam senin evliyalar katında ulu bir kişi olduğun söylenir, aslı var mıdır?

Hoca’nın boyle bir iddiasi elbette yoktur, ama bir kere soruldu ya cevaplar;

– Her halde öyle olmalı.

– Böyle kişiler zaman zaman mucizeler göstererek bu özelliklerini herkese kanıtlar. Hoca madem kabullendin goster bir mucize gorelim!

Hoca;

– Pekala simdi size bir numara yapalim der, karşısında durmakta olan çınar ağacına;

– Ey ulu çınar çabuk yanıma gel!…

Tabii ne gelen ağac var ne giden. Hoca yürümeye başlar ağacın yanına varır. Akşehir’liler;

– Ne oldu Hoca ağacı getiremedin, kendin oraya gittin! diye gülünce,

Hoca;

– Bizde kibir yoktur, dağ yürümezse abdal yürür der.

 

 

Dünyanın Merkezi Neresi

Bir gün köyün gençleri Hocayı sınavdan geçirmeye karar vermişler. Köyün alanında toplanıp Hoca’nın yolunu beklemişler. Biraz sonra Hoca çıkmış karşılarına. İçlerinden bilgi bakımından kendine güvenen biri:

– Hocam sana bir soru soracağım. Bakalım bilecek misin?

Hoca da sor bakalım demiş.

Delikanlı sormuş;

– Dünya’nın merkezi neresidir?

Hoca anında yanıtlamış;

– Ayağımın bastığı yerdir, inanmazsanız gelin ölçün.

 

 

Şakadan Hoşlanmam!

Nasrettin Hoca pazarda dalgın yürüyormuş. Etrafındaki esnafları seyrediyormuş. Bu sırada ensesine bir tokat geliyor. Hoca tökezlemiş bir kaç adım sendelemiş neyse toparlanıp sinirli bir şekilde arkasını dönmüş.

Bir bakmış ki hocanın 2 katı hayvan gibi bir adam. Hoca durmuş bir yutkunmuş önce, sonra:

– Bana sen mi vurdun? demiş adama.

Adam:

– Ben vurdum lan ne olacak demiş.

Hoca:

– Şakadan mı vurdun, ciddiden mi? demiş

Adam:

– Ciddi vurdum napacan?!

Hoca:

– Aman aman, öyle olsun, Çünkü şakadan hiç hoşlanmam da!!!

 

 

Tespih

Nasreddin Hoca evde tespihini kaybetmiş. Bakmış ki ev zifiri karanlık, tespihini sokakta aramaya başlamış. Hoca’nın yerde bir şey aradığını görenler:

– Hayırdır Hoca, ne arıyorsun?

– Evde tespihimi kaybettim, onu arıyorum.

– İlahi Hoca, evde neden aramıyorsun?

– Ne yapayım? Orası karanlık!

 

 

Hocanın Hanımı

Bir gün Nasreddin Hoca’nın evine, komşu kadınlardan birisi gelerek:

– Hocam, demiş, senin hanım çok geziyor.

Nasreddin Hoca:

– Yanlışın var, demiş.

Kadın iddiasında diretmiş:

– Ben, senin karının çok gezdiğini, kendi gözlerimle görüyorum, demiş.

Nasreddin Hoca da fikrinde diretmiş:

– Yok demiş. Eğer  bizim hanım çok gezseydi, arada sırada bizim eve de uğrardı

 

Yenisi

Günün birinde Hoca’nın karısı ölür. Fakat Hoca’da ciddi bir üzüntü belirmez. Bir müddet sonra eşeğide ölünce hoca yas tutmaya başlar. Bu işe şaşıran komşuları sorar:

– “Bu nasıl iş Hocam karın öldüğüne bu kadar üzülmedin, eşeğin öldü bir haftadır ağzını bıçak açmıyor?”

– “Karım öldüğünde hepiniz, üzülme daha genç ve güzel yeni bir hatun buluruz diye beni teselli ettiniz fakat hiç kimse yeni bir eşek alalım demiyor.”

 

Bu yatağa dört kişi fazla

Hoca ile karısı uzanmış yatıyorlarmış. Hoca bir ara “off eski karım of” diyince karısı altta kalır mı, o da  ” off eski kocam of” demesiyle birlikte hoca karısını ittirip yataktan dışarı atmış.

Kadın hidddetle:

– “Ne oluyor hocam ” diye bağırınca hoca cevap vermiş:

– “Bu yatağa dört kişi sığmaz.”

 

Gel bu eşeği sırtlayalım, biz bu dertten kurtulalım

Hoca, oğlu ve eşeği pazara gitmek üzere yola çıkmışlar.

Yolda biri rastlamış :

  • “Ya hoca eşek boş  gider, neden binmezsin.”

Doğru diyor diye düşünmüş hoca ve eşeğe binmiş. Biri daha rastlamış:

-“Ne günlere kaldık ya, şuncağız çocuk yürüyor, koca adam eşeğe binmiş” diyice hoca ya doğru söylüyor demiş kendi inmiş, çocuğu bindirmiş.

Giderlerken biri daha rastlamış:

-“Yazık yazık” demiş. ” Delikanlı eşeğe binmiş  yazık şu ihtiyar yürüyor” demiş. Hoca bu sefer kendi de binmiş eşeğe.

Biri daha çıkmış karşılarına bunlara bakmış:

-“Ya sizde hiç utanma yok mu, şu sıcakta, şu dilsiz ağızsız hayavna iki kişi binmiş eziyet ederseniz deyince, hoca oğluna dönmüş:

-” Oğul, gel biz bu eşeğ sırtlayalım, biz bu derrttten kurtulalaı” demiş

 

 

Keçiyi içeri al

Biri , Hocaya evinin darlığından, evindeki sıkıntıdan bahsederek çare söylemesini ister.

Hoca adamı sükûnetle dinler :

– ” Şimdi evine git. Keçiyi içeriye al” der.

Adam , ertesi gün yine Hoca’ya gelir.

– “Aman hocam keçiyi içeriye alınca sıkıntım azalacağına daha da arttı”.der.

Hoca Adamı gene sükûnetle dinler ;

– ” Şimdi evine git, tavukları da içeriye al” der.

Adam, ertesi gün yine Hoca’ya gelir.

– “Aman Hocam sıkıntım daha da arttı” der.

Hoca gayet soğukkanlı olarak:

– “Git ineğini de içeriye al” der.

Adam ertesi gün yine Hoca’ya gelir.

– “Aman Hocam, sıkıntıdan patlayacağım” der.

Hoca istifini bozmadan :

– “Bu akşam keçiyi evden çıkar” der.

Ertesi gün Hocaya tekrar gelir, biraz rahatladıklarını anlatır.

Hoca:

– ” Bu gece tavukları da evden çıkar” der.

Adam ertesi gün daha da rahatlamış olarak tekrar gelir.

Hoca :

– “Şimdi evine git, ineği de evden çıkar ve evini bir güzel temizle” der.

Adam denileni yapar ve çok rahatlamış bir şekilde, ertesi gün yine Hocayı ziyarete gelir.

Artık evi kendisine çok bol gelmektedir. Hocaya teşekkürlerini sunar.

 

Nasrettin Hoca’nın Yaşı

Nasrettin Hoca’ nın yakın arkadaşı Hocanın yaşını merak eder ve sorar:

– Hocam kaç yaşındasın? Nasrettin Hoca cevap verir :

– 45 yaşındayım. Aradan uzun yıllar geçer sorar arkadaşını yine sorar:

– Hocam kaç yaşına geldin?

– 45 yaşındayım der yine hoca. Arkadaşı şaşırır ve sorar:

– Hocam bu nasıl olur? Yıllar önce de 45 yaşındayım demiştin.

– Eee erkek adam sözünden döner mi hiç

 

Tabutun Neresinde  Gitmek lazım

Bir cenaze esnasında toplanan kalabalıktan bir sözcü Nasrettin Hoca’ ya sormuş: Hocam cenazeyi taşırken tabutun neresinden gitmek lazım, önünden, sağından, solundan? Hoca cevap vermiş :

– Valla tabutun içerisinde gitme de neresinde gidersen git. 🙂

 

Kıyamet Alameti

Nasreddin Hoca`ya sohbet esnasında sorarlar:

– Hocam, kıyametin alâmeti nedir bize anlatır mısınız?

“Neme lâzım” diye yakınmış Hoca.

Soruyu soran cemaat Hoca’nın verdiği cevaba şaşırmış ve demişler ki:

– “Nasrettin Hocam”  “Siz de neme lâzım derseniz biz kime sorup kıyametin alâmetini öğreneceğiz?”derler.

Nasrettin Hoca yine ısrarcı bir şekilde:

– “Dedim ya neme lâzım diye”

“Herkes neme lâzım dediği zaman, işte bu kıyamet alâmetidir!”

 

Ya sayı saymasını bilmiyorsun

Timur bir askere ceaz verir ve 300 değnek vurulmasını söyler.

Yanında bulunan Nasrettin Hoca güler.

-“Ne gülüyorsun hoca diyince, Hoca:

-“Aman efendi, ya sen sayı saymasını bilmiyorsun, ya da hiç dayak yememişsin” der.

 

Büyük mü, Küçük mü?

Hoca’ya sormuşlar ı kıyamet ne zaman kopacak diye

-“Büyük kıyamet mi, küçük kıyamet mi?”  diye sormuş  Hoca

-“Aman hocam bunun büyüğü küçüğü mü de var?”

-” Var  tabi, ben ölünce büyük kıyamet, hanım ölünce küçük kıyamet kopar

 

Eşeğin İstediği Yere

Nasreddin Hoca bir gün eşeğine binmiş. Eşeğin inadı tutmuş. Bir türlü eşeğin başını gideceği yöne çevirememiş.

Bunu gören komşusu:

-Nereye gidiyorsun Hocam?”, diye sormuş.

Hoca da:

-Eşeğin istediği yere, demiş.

 

Eşekle aynı yöne gitmemek için

Bir gün nasrettin hoca eşeğe yüzü arkaya bakacak şekilde ters oturmuş.

– Hoca diye seslenir insanlar, eşeğine ters biniyorsun!

Hoca da;

– Hayır. Benim değil. Eşeğin yönü ters !

 

İçinde Ben de Vardım

Hoca bir gün arkadaşıyla konuşuyormuş arkadaşı demiş ki:

-“Ya hocam dün sizin evden bir ses çıktı. Neydi o?” Hoca:

-“Hiç sadece hanımla biraz tartıştık kavuğum merdivenlerden yuvarlandı”, demiş. Arkadaşı:

-“Yahu hocam hiç kavuktan bu kadar ses çıkar mı?”, demiş. Hoca da:

-“Ya anlasana içinde ben de vardım”, demiş.

 

Yağsa da yağmasa da..

Nasreddin Hocanın baba evinden ayrılıp kendi hayatlarını kazanmaya başlamış iki oğlu varmış. Hoca bir gün her ikisini de ziyarete gitmiş.

Biri:

-“Ah efendi baba, demiş. Bütün varımı yoğum tuğla üretimine yatırdım. Kazara hava yağmurlu giderse anam ağlayacak.”

Öteki de:

-“Ah efendi baba, demiş. Bütün varımı yoğumu üzüm bağına yatırdım. Kazara havalar kurak giderse anam ağlayacak.”

Hoca dönmüş eve gelmiş.

Karısı:

-“Bizim oğlanlar nasıl efendi,” demiş.

Nasreddin Hoca:

-“Valla, demiş. Oğlanları durumu şimdilik iyi ama senin durumun bir hayli berbat.”

-“Neden?”

-“Çünkü sen yağmur yağarsa da ağlayacaksın, yağmazsa da!”

 

Sen de Haklısın

Kadılık yaptığı sırada Nasreddin Hoca’ya bir adam gelip başından geçen bir olayı anlatmış. Giderken sormuş :

– “Haklı değil miyim Hocam ?”

– “Haklısın,” demiş Hoca.

Biraz sonra başka biri gelmiş, aynı olayı kendi yorumuna göre anlatmış. Sonra sormuş:

– “Haklı değil miyim Hocam ?”

Ona da :

– “Haklısın,” demiş Hoca.

Adam gittikten sonra karısı içerden seslenmiş :

– “Efendi ikisine de haklısın dedin, birisi haksız olmalı değil mi ?” dediğinde;

– “Sen de haklısın Hanım” demiş Hoca.

 

Hiçlik Makamı

Nasrettin Hoca’ya sormuşlar:

“Kimsin?”

“Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim.”

Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş Hoca:

…“Sen kimsin?”

“Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara.

“Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasrettin Hoca.

“Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam.

“Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca.

“Vezir” demiş adam.

“Daha daha sonra ne olacaksın?”

“Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”

“Peki, ondan sonra?”

Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş:

“Hiç.”

“Daha niye kabarıyorsun be adam. Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: “Hiçlik makamında!”

 

Bilenler bilmeyenlere anlatsın

“Rahmetli bir gün vaaz vermek için kürsüye çıkmış. Cemaate: -Cemaati müslimin, demiş, benim ne söyleyeceğimi biliyor musunuz? Cemaat bir ağızdan cevap vermiş:

-Bilmiyoruz!

-Madem bilmiyorsunuz boşuna konuşmayayım deyip o an kürsüden inivermiş…

Ertesi gün gene aynı soruyu sormuş, bu kez cemaat:

-Biliyoruz! diye cevap vermiş. Hoca: -Madem, demiş biliyorsunuz, konuşmama hacet yok! Yine kürsüden inmiş.

Üçüncü gün cemaate hoca gene aynı soruyu sormuş. Bu sefer kimi biliyoruz, kimi bilmiyoruz demişler. O zaman Hoca şöyle konuşmuş:

-O halde bilenler bilmeyenlere anlatsın! Ve kürsüden inmiş…”

 

Al hiçini git

“Hoca kadılık görevindeyken  karşısına bir davacıyla davalı çıkmış. Davacı:

-Hocam, demiş, bu adam odun yüklerken denk bozuldu, odunlar yere düştü. Bana az yardım et de odunları sırtıma yükleyeyim, dedi. Ben de yardım ettim. Odunları yükledikten sonra, ne vereceksin dedim, hiç, dedi. İşte ben de şimdi hiçimi isterim. Hoca yerinden kalkarak odanın ortasındaki seccadeyi davacıya göstermiş:

-Bu nedir?

-Seccade…

-Kaldır bakalım altını! Adam kaldırmış, Hoca gene sormuş:

-Ne var seccadenin altında?

-Hiç!

-Al hiçini git!”

 

 

 

  

hilmi kağızman salt

 

hülya kağızman alici

 


BUNLARI DA BEĞENEBİLİRSİNİZ

Mutluluk ne renktir? Mutluluk Anketleri

 

Atlar özgürlüktür – Fügen Gülgör

 

Ölümünün 19ncu Yılında Özlemle Andığımız Barış Manço Kimdir?

 

Mutlu musunuz, mutsuz mu? Nasıl anlarsınız?

 

Yaşama Dair CEVAPLAR KİTABI – Ünlü Yazarlardan

 

şemsi banu uzun

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*